Beklemek nasıl bir eylem sence ?
Durağan mı yoksa alabildiğine devingen mi ?
Demleniyor muyuz yoksa çürüyor muyuz ?
Durağan olsaydı giymeye kıyamadığım beyaz gömleğim dolapta öylece sararır mıydı ?
Sararacağını bilsem eskimesine göz yumar mıydım ?
Ya da umduğu gibi olmayacağını anlasaydı notlar bırakmaya devam eder miydi yine de ?
Beklemek, muhteşem bir durağanlıkta göründüğü için duygularımızın konfor alanı, belki bir süreliğine saklama kabı olurken diğer iyi tüm ihtimallerden de gönüllü bir vazgeçiş aynı zamanda.
Oysa her şeyin bir son kullanım tarihi yok mudur ?
Buzluktayken bile çürümeye devam etmiyor mudur sakladıklarımız ?
Beklemenin ne büyük bir hareket hali olduğunu anlıyorum bugünlerde.
Çürümeden toprak olabilmenin yollarını arıyorum.